Kim bilir daha kaç nesil anlatılacak Binbir Gece Masalları

Binbir Gece Masalları adıyla bildiğimiz derlemeyi oluşturan masallar, öykü anlatıcılığı tarihindeki kurmaca yapıtların en güçlü ve etkileyici örneklerinden. Şehrazat binbir gece boyunca Hükümdar Şehriyar’a anlattığı masalları hep yarım bırakır. Şehriyar masalın sonunu dinleyebilmek için onun bir gece daha yaşamasına izin verir.

Şehrazat’ın anlattığı bu öyküler, nedendir bilinmez, zamana karşı büyük bir dayanıklılığa sahip.  Binbir Gece Masalları’nın herkese tanıdık gelmesi ve günümüzde de geçerliliğini kaybetmemesi bu masalların en önemli mirası. Bu miras onların içinden doğan öyküleme anlayışının bizzat kendisidir belki de. Aralarında “Sinbad” , “Alaaddin” ve “Ali Baba ve Kırk Haramiler” gibi bu türün başlıca örneklerinden sayılan öyküler binbir versiyonla; filmle, çizgi filmle günümüze kadar anlatılmıştır. Kim bilir daha kaç nesil anlatılacak.

Binbir Gece Masalları’nda öyküleme sanatı, cinsellik ve ölüm arasında, alttan alta kurulan üretken bir bağ var. Bu bağ, o tarihlerden bu yana kurgusal düzyazının beslendiği köklerde varlığını aynen koruyor. Hükümdar Şehriyar, her gece bir bakire ile birlikte olup sabahında onu öldürmek gibi kötü bir huya sahiptir. Binbir Gece Masalları, hükümdarın sıradaki kurbanı olarak Şehrazat’ın karşısına çıkmasıyla başlar. Böyle bir akıbete uğramamaya kararlı olan Şehrazat, işin içinden hükümdara masallar anlatarak çıkabileceğini düşünür; tıpkı planladığı gibi, masallar hükümdarı öyle sürükleyici, öyle erotik, öyle tatlı ve çekici gelir ki gecenin sonunda Şehrazat’ı öldürmeye Şehriyar’ın içi elvermez. Her gece bir masalın yarıda kalmasıyla son bulur ve her gece hükümdar masalın sonunu dinleyebilmek için Şehrazat’ın canını bir kez daha bağışlar. Ancak Şehrazat’ın hayatta kalmak için icat ettiği öykü anlatıcılığı türü, sona ermeyen, asla doruk noktasına ulaşmayan bir anlatı türüdür.

Bu öyküler tıpkı Hükümdarın Şehriyar’ın daha fazlasının dinlemek için yanıp tutuşması gibi bizleri de daha fazlasının okumak için yanıp tutuşur durumda bırakan bir çeşit doymak bilmez arzu, apaçık bir yarım kalmışlık hissi ile doludur. Masalların egzotik, duygu yüklü doku, hem doruğa ulaşmanın hem de ölümün eşiğindeki bu gidiş gelişten türer.