Komik olduğundan değil, güzel olduğundan

Burun denince ilk akla gelenler nefes ve koku alma duyusudur.

İnsan için nefes yaşamsal bir kaynaktır. Aç, susuz günlerce yaşanabildiği halde nefessiz birkaç dakikadan fazla yaşayamıyoruz.  Nefes önemlidir.

Buradan yola çıktığımızda en önemli organ burundur diyebilir miyiz? Kesinlikle hayır. Fizyolojimizde hiçbir organ tek başına yeterli değildir. Her biri tek başına incelendiğinde mucizevi bir değer ve önem taşırken, diğerleri olmadan, onlarla birlikte işler olmadan tam sağlıktan bahsedilemez. Hepsi birbiriyle bağlantılı olarak işler.  Birinin sağlığı bütünü etkiler. Bu bağlantı bize TEK ve  BİR kavramları ile ilişkilendirme yapmamıza yardımcı olabilir. Ancak bir bütün olarak tek olabiliriz.

Tek olmak bizlerin birey olarak eşsizliğine işaret eder.

Benzer olduğumuz halde her birimizin parmak izimiz ile eşsizleştiğimiz bir fizyolojimiz, yetenek, beceri ve algı biçimimizle gelişen eşsiz karakterlerimiz var.

Belki de bu yüzden burun karakteristiktir deriz. Kişiler burun estetiği geçirdiğinde ilk yorum bu yönde olur genellikle…

Burun en önemli organdır diyemesek de bazı öğretilere göre burun en kutsal organdır deniyor.

Öldüğümüzde en son burun düşermiş. Bu şöyle yorumlanıyor:  solunum organı olduğu için, ruhun bedene nefes ile üflendiği inancı ile bakıldığında,  ruh ile bağlantı aracı olarak görülür. Nefes ruhtur, ruh, candır. Ölüm sonrası beden çürümeye geçtiğinde ruh bu sürecin tamamlanmasıyla, en son bedenden çıkar derler.

Bu sebeplerle, burnunuzu kolay kolay elletmeyin, kestirtmeyin de derler. Şekli, şem-ali, ruhun kadim ve sonsuz doğasıyla ilişkili ve tesadüfi değildir, olduğu gibi mükemmeldir denir.

Solunum ve koku alma organımız olan burun, kokularla da bizlere işaretler getirir derler. Koku alma yetisi azaldıysa kişinin, yaşamla bağlantı kurma, işaretleri algılama yetisi de azalmış, kopmuş olarak değerlendirildiği durumlar da vardır.

Özellikle beklenmedik anlarda duyulan belirgin kokular bizlere destek olmak amacıyla yaşamın sunduğu işaretler olarak değerlendirilir.

Halk arasında da deyim olarak kullanılması da buradan gelir.  Nahoş durumlar içinde olunduğunda burası pis kokuyor, ya da önsezi, öngörü olarak pis koku alıyorum gibi mecazi deyimlerimiz vardır. Bunlar tesadüfi olarak yerleşmiş deyimler değillerdir.

Dikkat ederseniz, tüm duyularımız bizlere önemli işaretler verirler.

Nefesi izlemeyi geliştirmek, dikkatimizi anda tutmamıza yardımcı olur, anda mevcut bir dikkat, tüm işaretlere açık algı sahibi olur, sezilerle bağlantı kurularak seçimler ve değerlendirmeler kendimiz için en iyiyi en güzeli seçmemize yönelik olur.

Bu da kolay bir yaşam sunar. Zorluklar, tehlikeler farkındalığımızla, bertaraf edilmiş olur. Bu bertarafın kaynağı birlik, bütünlük dolayısıyla da barıştır.

Size bu yazının en başında burun barıştır deseydim ne komik olurdu değil mi?

Halbuki şimdi bu satırları okurken oluşan gülümseme komik olduğundan değil, güzel olduğundan.

Yazan: Çiğdem Aksoy