Seksen gün belki uzun bir süre ama peki ya dünya turu için

Seksen Günde Devri Alem

“Mösyö, evden ayrılıyorlar mı?”
Phileas Fogg: “Evet.” diye cevap verdi. “Seninle Dünya turuna çıkıyoruz.”
Paspartü’nün kaşları havaya kalktı. Gözleri iri iri açıldı. Şakınlıkla: “Dünya turu!” diye mırıldandı.
Bay Fogg: “Dünya turunu seksen günde tamamlayacağız.” diye devam etti. “Onun için kaybedecek bir anımız bile yok.”

…Seksen günde Dünya turu olacak şey miydi? Yoksa ben bir deliyle mi uğraşıyorum, diye düşündü. Hayır, hayır bana kalırsa bu bir şaka olacak. Biz Dover’e gideceğiz herhalde. İyi. Belki de Manş’ı geçeceğiz. Önemi yok. Öyle olsun…

Jules Verne’ün 1872’de yazdığı kitap; yıllardır Londra’dan ayrılmadığı bilinen, tek eğlencesi gazete okumak ve briç oynamak olan, her gün evinden üyesi olduğu Reform Kulübü’ne oradan da evine giden bekar, kibar,  zengin ve çevresi tarafından esrarengiz bulunan bir adamın bir gün bir ideaya girerek aniden çıktığı seksen günlük macera dolu yolculuğunu anlatır.

Fogg, tek bir gecikme ya da tek bir aksilik sonucu her şeyini kaybetmesine neden olacak bu imkânsız yolculuğa yardımcısı Paspartu ile beraber çıkar. Girdiği iddiaya göre hiçbir şekilde hava yolu kullanmayacaktır. Başarabilmek için hava yolu hariç her türlü araçtan faydalanır. Kimi zaman tren, kimi zaman gemi,  kimi zaman fil sırtında, kimi zaman kızakta yolculuk eder. Bir iddiayla başladığı yolculuk zaman zaman da heyecan dolu kaçışa dönüşür.

 

Küçük bir ikidunya notu: Haftalar önce yayınladığımız ay setinde, “Jull Verne ve Ay’a Yolculuk” adlı yazıyı okumanızı tavsiye ederiz. Verne’yi, eselerini ve ondan etkilenerek yapılan icatları merak ediyorsanız tabi.