Bizim Karagöz dedikleri geveze bir kenetçi ustamız var

Karagöz Perdesi
Osmanlılar Bursa’ya yerleştikten sonra, Orhan Gazi bir cami yapılmasını istemiş. Yer belirlenmiş; işçiler, mimarlar, ustalar toplanmış ve caminin yapımına başlanmış. Günler, aylar geçmiş Orhan Gazi bir de bakmış ki duvarlar bir adam boyu yükselmemiş. Şaşıran Orhan Gazi mimarbaşını çağırıp bunun nedenini sormuş.

“Bizim Karagöz dedikleri geveze bir kenetçi ustamız var.” demiş mimarbaşı. Bu Karagöz ile mürekkep yalamış, tatlı dilli ustabaşımız Hacı İvaz bir araya geldiklerinde birbirlerine takılarak öyle sohbet ederler ki tüm işçiler işlerini bırakıp onları seyre daldıkları için işler güçler kalır, yürümez.”

Orhan Gazi meraklanmış. “Çağırın onları bir de ben göreyim.” demiş. Karagöz’le Hacı İvaz, öyle bir konuşmaya girişmişler ki Orhan Gazi de onların hallerine gülmekten kırılmış. Bir zaman sonra “Pek tatlı söyleşirsiniz ama eğlenmeyi bırakıp çalışmaya devam edin. İşten sonra söyleşir, eğlenirsiniz.” deyip gitmiş.

Gel zaman git zaman Orhan Gazi caminin son durumuna bakmak için tekrar gelmiş. Bir de bakmış ki işler yine hiç ilerlememiş, duvarlar bir adam boyuna ancak gelmiş. Sinirlenmiş, mimarbaşını çağırmış. Mimarbaşı yine Karagöz ile Hacı İvaz’dan dert yanmış. Orhan Gazi: “İkisini de kovun. Bir daha Bursa’ya gelmesinler.” diye buyruk verip gitmiş. Karagöz ile Hacı İvaz ortadan kaybolunca caminin yapımı da hızlanmış.

Orhan Gazi yapının yükseldiğini görünce memnun olmuş. Ardın da Karagöz ile Hacı İvaz’ın bulunup getirilmesini istemiş. Tüm ülkeyi aramışlar taramışlar ama onlardan bir haber çıkmamış. Orhan Gazi bulunacaklarından ümidini kesince Şeyh Küşteri denen bir bilgeye akıl danışmış. Şeyh Küşteri başındaki sarığı çözüp açmış. Kocaman hale gelen beyaz bezi dört köşesinden tutup gererek direklere çakmış. Ayağındaki terlikleri çıkarmış ve bir mum yakıp yere koymuş. Perdeyi gösterip “İşte bu dünya.” demiş. Terlikleri işaret etmiş “Bunlar Karagöz ile Hacı İvaz…” deyip mumu işaret etmiş. “Bu da insanların yaşam sevincidir. Işık yandıkça insanlar yaşar.” Terlikleri karşılıklı oynatarak Karagöz’le Hacı İvaz gibi konuşturmaya başlamış. Orhan Gazi bu gösteriyi izlerken Karagöz’le Hacı İvaz’ı görür gibi olmuş ve çok mutlu olmuş. Ne zaman canı sıkılıp Karagöz ve Hacı İvaz’la söyleşmek istese bir perde kurdurup ışık yaktırmış. Gölge ustalarını çağırıp gölge oyununu seyretmiş. Hacı İvaz’ın adı da söylene söylene gel zaman git zaman Hacivat’a dönüşmüş.

Rivayete göre Karagöz ile Hacivat oyunları işte böyle başlamış.