Yaşayanlar arasına geri dön, Savitri

Prenses Savitri

Savitri pek çok şehir ve kraliyet sarayı gezip çok sayıda prensle tanışmış. İpek giysileri ve mücevherleriyle baş döndürücü bir güzelliğe sahipmiş. Adını aldığı tanrıça kadar da baştan çıkarıcıymış. Ama tanıştığı bütün prensler, onun güzel olduğunu düşünse de onunla evlenmekten çekinmişler. “Biraz fazla güzel ve aksi bir kız.” demişler anne ve babalarına.

Savitri bu durumu umursamamış. Ona göre, tanıştığı bütün prenslerin hepsi kendini beğenmiş, yeterli eğitim almamış, kibirli insanlarmış. Hepsinin üzerinde ipekli giysiler, altınlar, tavus kuşu tüyleri varmış ama Savitri sadelikten ve sıradanlıktan hoşlandığını söylediğinde ona küçümseyerek bakmışlar. Kendi yiyeceklerini üreten insanlardan bahsettiğinde gülmüşler ve yoksullar hakkında pek bilgileri olmadıklarını söylemişler.

Savitri seyahatlerine devam ederken bir gün bir manastır görmüş. Herkes huzur bulmak için bu sessiz ve sade bir yaşamın olduğu manastıra gelirmiş. Manastır sakinleri de tüm ziyaretçileri kabul edermiş. Buradan hoşlanmış ve bir süre manastırda yaşamaya karar vermiş.

Bir gün manastırdaki tapınak salonunda yaşlı bir keşişle sohbet ederken içeriye genç bir adam girmiş, kolunda çelimsiz ve yaşlı bir adamla. Keşiş “Kral Dyumatsena’dır. Krallığını kaybettikten sonra burada bizimle yaşıyor.” diye açıklamış. “O kör mü?” diye sormuş Savitri. “Evet.” diye yanıtlamış keşiş. “Yanındaki de oğlu Prens Satyavan. Babasını çok sever. Onunla çok ilgilenir.”

Savitri, manastırda birkaç hafta daha kalıp sürekli Satyavan’ı ve babasını izlemiş. Satyavan her zaman insanlara karşı yardımsever, nazik ve güler yüzlü davranıyormuş. Herkes de onu çok seviyormuş. Sonunda Savitri, Satyavan’la tanışmış. Satyavan aynı zamanda komik ve çok akıllı biriymiş. Savitri ondan hoşlanmış. Bir gün Satyavan’a hiç evlenmeyi düşünüp düşünmediğini sormuş. “Ben krallığı olmayan bir prensim demiş.” Satyavan. “Herhangi bir prensesin benimle evleneceğini sanmıyorum.” Savitri : “Şu anda yanında oturan ve seninle büyük bir memnuniyetle evlenecek bir prenses var. Eğer kabul edersen.” deyip gülümsemiş. Satyavan çok şaşırmış. Savitri neden bu seyahate çıktığını açıklamış. “Pek çok prensle tanıştım ama benimle evlenmek istemediler. Aşırı kibirli ve sıkıcı insanlardı. Benim her şeyi açık açık söylemem onları rahatsız etti. Beni aksi, huysuz biri olarak nitelendirdiler. Belki sen de öyle düşünebilirsin.”

“Ben senin zekanı ve hazırcevaplığını çok sevdim. Senin gibi bir eş benim için dünyanın en büyük nimeti olur. Ama baban, seninle onun krallığı için evlendiğimi düşünecektir.”

“Babam yargılarıma, düşündüğünden çok güvenir. Eve gidip senden söz edeceğim ve göreceğiz.”

Böylece Savitri, sarayına dönmüş. Babası onu görünce çok mutlu olmuş. Kendine bir eş buldun mu, diye sormuş. Savitri bulduğunu, Prens Satyavan’la evlenmek istediğini söyleyince hemen sarayın medyumunu çağırtıp bir yıldız haritası çıkarmasını istemiş. “Elimizde zaten var.” demiş medyum. Tüm kraliyet bebeklerinin yıldız haritalarını çıkarırız. Hemen bulup getireyim.” demiş ve çıkmış. Bir süre sonra mutsuz bir şekilde dönmüş medyum. “Sorun nedir?” diye sormuş Savitri.

“Sevgili Prensesim. Haberler iyi değil. Seçmiş olduğunuz prens çok iyi bir adam ama yıldız haritasına göre bir yıl içinde ölecek.” Kral ve Savitri çok şaşırmış. “Satyavan’ın bundan haberi var mı?” diye sormuş Savitri. “Sanmıyorum.” demiş medyum. “Kral, krallığını Satyavan’ın doğumundan hemen sonra kaybetmiş. Bu yüzden oğlunun doğum haritasını görmemiş olabilir.” “Tamam o halde en kısa sürede evlenmeliyiz.” demiş Savitri. Babası itiraz etse de

“Pek çok adamla tanıştım ve içlerinden Satyavan’ı seçtim. Bunu yaparken de çok dikkatli davrandım. Ben sürekli karar değiştiren biri değilim ya Satyavan’la evlenirim ya da hiç kimseyle. Eğer Satyavan’la sadece bir yılım varsa onu sonuna kadar yaşayacağım.” deyip kestirip atmış Savitri.

Kral çaresiz razı olmuş. Babasından Satyavan’a bu haberden ona söz etmemesini, bilmiyorsa böyle kalmasını rica etmiş. Babası da kızına söylemeyeceğine dair söz vermiş. Kısa bir süre sonra büyük bir asker ve fil ordusu Savitri ve Kral’ı manastıra götürmüş. Satyavan’ın babasının tereddütleri varmış. “Manastırda yaşayacağın hayat saraydakine benzemez. Burada bizimle yaşayabilecek misin?” diye uyarmış Savitri’yi. Savitri zaten sade bir yaşamı tercih ettiği ve Satyavan’la çok mutlu olacaklarını söyleyerek onu da ikna etmiş. Bir gün sonra da evlenmişler.

Önceleri umursamamış. Bir yıl çok uzun bir süre gibi gelmiş. Satyavan’la çok mutlularmış. Her günleri dopdolu geçiyormuş. Altı ay sonra zamanlarının yarısının geçmiş olduğunu fark etmiş. Yine de geri kalan altı ay da uzun bir süre sayılır. Yirmi altı hafta ya da yüz seksen gün ediyor. Bu kesinlikle iyi bir zaman diye düşünmüş. Sonra üç ay daha geçmiş. Geriye sadece üç ay kalmış. Sonra iki… Bir ay ve son üç hafta… Şimdi aradan geçen onca zaman ona kısacık görünmüş. Satyavan tüm tanrılara dua etmiş, kocasının kaderinin değiştirilmesini dilemiş. Son üç günü gece gündüz dua ederek geçirmiş. Ve son gün gelmiş.

O sabah Satyavan odun toplamak üzere ormana gidecekmiş. Savitri de onunla birlikte gitmiş. Satyavan bir süre odun topladıktan sonra halsiz düşmüş ve başını karısının kucağına koymuş. Savitri onun saçlarını şefkatle okşarken bir taraftan da dikkatle etrafına bakınmış. O kadar dikkatli bakmış ki ölüm meleği Efendi Yama’nın gelişini görmüş. Satyavan son nefesini vermiş. Ruhu bedenini terk etmiş. Efendi Yama onu eliyle yakalamış ve oradan götürmeye başlamış. Savitri kocasının başını yavaşça yere bırakmış. Efendi Yama’yı ve Satyavan’ın ruhunu takip etmeye başlamış. Ayak seslerini duyan Efendi Yama arkasına döndüğünde Savitri’nin onu takip ettiğini görmüş.

“Savitri, neden beni izliyorsun?”

“Ben kocamı izliyorum, Yüce Efendi.”

“İzleyemezsin. Yaşayanlar arasına geri dön. Kocan için endişe etme. O iyi bir adamdı ve benim krallığımda çok mutlu olacak.”

“Yüce Efendi Yama, bize karşı kötülük beslemediğinizi biliyorum. Doğa yasalarına göre herkes bir gün ölür siz de onların ruhlarını toplarsınız. Herkes bu yasalara uymak zorundadır. Görevinizi yerine getirdiğiniz için sizi takdir ediyorum ama benim de bir görevim var. Satyavan’ı kocam olarak kabul ettim ve benim yerim onun yanıdır. Bu yüzden onu takip etmeliyim, edeceğim de.”

“Çok güzel bir konuşmaydı. Karakterin de yüzün kadar güzel, yine de benimle gelemezsin. Ama yaşayanların arasına dönersen bir dileğini gerçekleştiririm. Kocanın yaşamı dışında ne dilersen…”

“Teşekkürler Yüce Efendi Yama, Kayınpederimin görebilmesini diliyorum.”

“Dileğin gerçekleşti bile.” demiş Efendi Yama ve ölüm krallığına giden yolu izleyerek yoluna devam etmiş. Savitri onu takip etmeye devam etmiş. Dikenli zor bir yola geldiklerinde Savitri’nin kolları bacakları sıyrıklar içinde kalmış elbisesi yırtık pırtık olmuş.

“Savitri evine dön. Dileğini yerine getirdim.” diye bağırmış Efendi Yama.

“Hepimiz yasalara uymak zorundayız Efendi Yama. Ben de size itaat etmek istiyorum ama sizinkinden daha büyük, daha kırılmaz bir yasa var ki önce ona itaat etmeliyim.”

“Hangi yasa benimkinden daha büyük olabilir ki?” diye sormuş Efendi Yama.

“Kalbimin yasası. Bu yasaya göre, kocamı sadece giysilerim biraz yırtıldı diye yüzüstü bırakamam. Sizinle gelmeliyim.”

“Çok güzel konuşuyorsun Savitri. Kocanın yaşamı dışında her ne dilersen bir dileğini daha yerine getireceğim.”

“Babamın çok çocuğu olmasını diliyorum. Ben onun tek çocuğuyum beni çok sever ama her zaman bir sürü çocuğu olmasını istemiştir.”

“Hep başkaları için dilekte bulunuyorsun. Kendin için bir şey dilemeyecek misin?”

“Bu dileklerin hepsi benim için Efendim. Eğer kayınpederim ve babam mutluysa ben de kesinlikle mutluyum demektir.”

“Dileğin yerine getirildi. Şimdi evine dön.” demiş Efendi Yama ve Ölüler Krallığı’na giden yolda ilerlemeye devam etmiş. Bir süre sonra yol iyice dikleşip daha da zorlaşmış. Efendi Yama arkasına dönüp baktığında Savitri’nin hala onu takip ettiğini görmüş. Yürümekte zorlanan Savitri’nin saçı başı dağılmış, her yeri yara bere içinde kalmış. Efendi Yama durmuş.

“Savitri sana artık evine dönmeni emrediyorum.”

“Dönemem Efendim, dönmeyeceğim de.”

Savitri’nin kararlılığını gören Efendi Yama:

“Savitri cesaretin ve kararlılığını takdir ediyorum ama sen hala yaşıyorsun ve yaşayanlar arasına dönmelisin.”

“Dönmeyeceğim.”

“Peki bir dileğini daha gerçekleştirirsem?”

“Aklımda bir dilek var Efendi Yama. Onu tamamıyla gerçekleştirirseniz evime döneceğime yemin ediyorum.”

“Ama bu sefer kendin için bir şey dileyeceksin. Kocanın yaşamı dışında tabi…”

“Tamam, Yüce Efendi.”

“Söyle bakalım neymiş bu dileğin?”

“Kendim için babaları Satyavan olan pek çok çocuk diliyorum Efendi Yama.”

Efendi Yama bu dilek üzerine uzun süre düşüncelere dalmış. Kocasının yaşamı dışında ne dilerse dilesin yerine getireceğine söz vermiş. Savitri kocasının yaşamını dilememiş.

“Sanırım beni tuzağa düşürdün Savitri. Kocanı yaşama döndürmeden sözümü yerine getiremem. Sözümden de asla dönemem.” demiş Efendi Yama. Satyavan’ın ruhunu serbest bırakmış. “Kocanın yaşamını geri kazandın. Senin cesaretine sahip ola çok az insan olduğu için mutluyum.”

Savitri gözlerini kırmış ve kendini ormanda kucağında Satyavan’la bulmuş. Satyavan bir uykudan uyanırcasına gözlerini açmış ve esnemiş. Savitri’nin üstünü başını perişan halde görünce “Ne yaptın sen böyle?” diye sormuş.

“Bir dikenliğin üstüne düştüm.” demiş Savitri.

Birlikte eve dönmüşler. Döndüklerinde eski kralın gözlerinin açıldığını görüp çok mutlu olmuşlar. Daha sonra da Savitri’nin babasından bir mektup gelmiş. Eşlerinin hepsinin birden hamile olduğunu haber vermiş Kral.

Uzun yaşamlarının sonunda ne Savitri ne de Satyavan birbirlerini kaybetmenin acısını hiç yaşamamışlar. Çünkü Efendi Yama onları aynı gece alıp götürmüş. Efendi Yama’nın arkasından el ele tutuşarak Ölüm Krallığı’na birlikte gitmişler.